Eğitim hakkında bir kitap

EĞİTİM konusunda Prof. Orhan Oğuz, Prof. Ayla Oktay ve Prof. Halis Ayhan'ın yayımladığı "21. Yüzyılda Eğitim ve Türk Eğitim Sistemi" adlı kitap... (Serdar Yayıncılık, P.K. 8 Bağlarbaşı Üsküdar, İstanbul)

Önce, Prof. Oktay'ın çok önemli bir tespiti:

"Ezbere dayalı bilgi kazandıran, bilgiyi herhangi bir şekilde yorumlayıp eleştirmeden kabul eden öğretim yaklaşımlarının izlerinin tümüyle silinemediği..." (Sf. 25)
Halbuki çağımızda gereken şu:


"Düşünen, bilgi üreten, öğrenirken sorgulayan, olayları basit sebep sonuç ilişkilerinin dışında çok yönlü bir bakış açısı ile irdeleyen, yaratıcı, kendine güvenli insanların yetişebileceği eğitim ortamı..." (Sf. 27)

Türkiye'de "basit sebep sonuç ilişkileriyle" bile değil, vecizelerle, önyargılarla, sloganlarla 'düşündürtme' geleneği maalesef güçlüdür. Milli Eğitim Bakanımız bile hala "milat..." vecizeleriyle idare ediyor!

Kitapta Prof. Adil Çağlar, haklı olarak "bilgileri karşılaştırma, eleştirme, analiz ve sentez etme"nin önemini anlatıyor. (Sf. 90)


* * *


Prof. ORHAN Oğuz Hocamızın yazdığı "Yüksek Öğretim Üzerinde Bazı Tesbitler ve Yeniden Yapılanma Önerileri" başlıklı bölüm son derece önemli.

Askeri iradenin kurduğu hiyerarşik ve otoriter YÖK yerine, "mütevelli heyet" sistemini savunuyor. (Sf. 111 vd.)

Bu sistem, üniversiteyi hem devletin ideolojik ve idari baskısından, hem rektör seçimlerinde gördüğümüz üniversite içi iktidar ve çıkar çekişmelerinden korur.

Rektörleri YÖK ve cumhurbaşkanı tayin etmez, mütevelli heyetler belirler... Üniversite içi çıkarlardan bağımsız olmak için, "mütevelli heyet üyelerinin üniversiteyle hiçbir menfaat ilişkisi bulunmamalıdır." (Sf. 123)

Ve Prof. Oğuz'un sosyal bilimlere ilişkin yazdıkları:

"Sosyal bilimler bugüne kadar kendi ölçütlerine uygun bilginin her ortamda geçerli olan mutlak bir bilgi olduğunu savundu..."

Pozitivizmin mirasıdır bu... Çağımızda ise:

"Bilginin ortamsal şartlara bağlı olduğunu düşünen yapıcı (constructive) bir bakış açısı şekillenmeye başladı..." (Sf. 141)


* * *


KİTAPTA, haklı olarak, serbest ve eleştirel düşüncenin gelişmesi savunulurken, Prof. Oktay'ın deyimiyle "insanın içinde yaşadığı topluma uyum sağlamasına yardım edecek... değer yargılarının genç nesillere aktarılmasının" önemi de vurgulanıyor. (Sf. 26)

Bu alanda dünyanın her yerinde din eğitimi tartışması karşımıza çıkar.

Prof. Halis Ayhan, kitapta din eğitimi konusunu anlatıyor. (Sf. 281 vd.)

İşin önemini belirtirken, inançlarla "duygusal zeka" arasındaki ilişkiyi vurguluyor. (Sf. 288)

Din Kültürü ve Ahlak derslerinin dinler ve mezhepler hakkında tarafsız bilgi vermesini, hoşgörü aşılamasını ve mecburi ders olmasını savunuyor. Ancak bu derslerde bir itikadın eğitimi yapılmamalıdır. Bir itikat yönünde "din eğitimi" ise isteğe bağlı olmalı, ama başkalarına bırakılmadan devlet tarafından verilmelidir. (Sf. 306 - 316)
Böyle bir ikili yaklaşımın "çok kültürlülük" kavramı içinde Batı'da ilgi gördüğünü belirtmeliyim.

Taha AKYOL / Milliyet - 18.03.2002