Şakir Eczacıbaşı'nın kapıları ve pencereleri



Hürriyet
9.02.2001

FOTOĞRAFÇI, bir objeye odaklandı mı, objektifiyle şiir yazar.

Şakir Eczacıbaşı'nın 'Kapılar Pencereler' albümüne bakarken/okurken bu yargının onun çektiği ile örtüşeceğine karar verdim.

Bir sanat adamının herhangi bir çalışması, onun bütün kültür anlayışını yansıtır. Araya teknoloji girse de, sanatçının gözü kendi gizini açıklar.

Şakir Eczacıbaşı'nın 'Kapılar Pencereler'ine ressam, sanat tarihçisi Görol Sözen sanat tarihi bilgisini, şiirsel bir üslup içinde eriterek, pencere ve kapı kavramına imgesel, çoğulcu bir yaklaşımla Sunuş'ta belirtiyor:

‘‘Kapı, bir gizemdir. Belki de kaçış ya da sığınağın örtüsü. Adıyla, sanıyla, hane halkının girdiği yer. Hane halkının bir ömür boyu sevinçlerini, hüzünlerini paylaştığı kapalı kutunun doğayla, yeryüzü toprağı ile bağlantısıdır kapı...’’

Pencereyi nasıl sunuyor Sözen:

‘‘Pencere... Günün, gündüzün ya da ışığın içeriye girmesi mi? Bulutun, beyazın, mavinin, kırmızının, kızıllığın içeriye süzülmesi mi yoksa?’’

Kitabın oluşumu üzerine biraz bilgi verirsem, sanırım okurun bakış ve yorumlayış açısına yardımcı olurum.

Şakir Eczacıbaşı'nın kitapla ilgili düşüncelerini size ileteyim de, türlerin bağımsızlığına halel gelmesin.

Kapıların, pencerelerin fotoğraflarına bakarken, kendi kendinize onların şiirini, öyküsünü yazabilirsiniz.

Fotoğrafı okumak adetinizse, bu alışkanlığı kazanmışsanız, onların görüntüsünü satıra dökebilirsiniz.

Ne dersiniz, gene görsellik yolundan sapıp yazıya mı yöneldim.

* * *

ŞAKİR ECZACIBAŞI, on altı şairden dizeleri fotoğrafların başına koymuş: ‘‘Onları ayrı sayfaya koydum ve fotoğraflardan kopardım. Üstelik ne şiiri fotoğrafa göre ne de fotoğrafı şiire göre seçtim.

İki ayrı türdür. Ben sevdiğim on altı şairden dizeler seçtim. Bir hususu da açıklamalıyım. Sevdiğim şairlerin sayısı bu rakamın çok çok üstünde, kapı ve pencere üstüne şiir yazanlandan seçtim.’’

Eczacıbaşı'na, divan, halk, Servet-i Fünun şiirinden örnekler niye almadınız diye sorduğumda, ‘‘Bu şairleri kendime daha yakın buldum.’’ cevabını verdi.

Fazıl Hüsnü Dağlarca'dan iki dize:

‘‘Kapılar açılır ardına kadar/Kuşlar uçar anılar içinden.’’

Türlerin karışımını, karıştırmayı çok severim. Birbirlerine bazan uyar, bazan da aykırı lezzet aşılarlar. O zaman da insanın bakışı zenginleşir, renklenir.

Şiir de fotoğraf da ayrıdır desek, ikisinin birbirlerine göndermelerini kim önleyebilir. Zaten önlemek niye?

Şakir Eczacıbaşı hem iyi bir fotoğraf sanatçısı, hem de iyi bir şiir okuru olduğundan bir kitapta bunları buluşturmayı istemiş.

Cahit Sıtkı Tarancı'nın, ‘‘Dost ümidiyle ortalığa düşmeyegör/Hangi kapıyı çalsan kimseler yok.’’unu okuduktan sonra kapı önünde bekleyenlerin etkisi elbette artıyor.

* * *

ŞAKİR ECZACIBAŞI, gerçekten usta işi fotoğrafları ve seçtiği dizelerle bizi bir sanat bulmacasının içine çekiyor.

Türler bağımsızdır ama arada bir hoş dostluklar da kurarlar.

'Kapılar Pencereler'in imge ve çağrışım zenginliğinizi artıracağına inanıyorum.

Haftasonunuzu renklendirecek güzellikte bir çalışma.