Muammer Aksoy Yaşıyor!


Prof. Dr. Muammer Aksoy' un, aramızdan kopartılıp alınmasının üzerinden on bir yıl geçti. Bu on bir yılın ilk üç yılında, 31 Ocak'larda, Sevgili Uğur Mumcu' nun da katılımı ile alanlarda, salonlarda, gömütü başında, Aksoy'u anmak, onu yaşatmak için bir araya geliyorduk. Muammer Hocamızdan üç yıl sonra, bu kez, Uğur Mumcu ortadan kaldırıldı. Bu iki değerli insanın, yaşarken sürdürdükleri birliktelik, dava arkadaşlığı, ülkü birliği, öldürülmelerinden sonra, bu kez yığınlarla bütünleşerek sürdü ve sürmekte. Bu iki insanın, yaşamlarında ve yaşamdan kopartılmalarındaki ülkü ve yazgı birlikteliği, tek güne sığdırılabilecek anma/yaşatma etkinliklerinin, ''Adalet ve Demokrasi Haftası'' adı altında, bir hafta boyuncu toplumun belleği ve gündeminde yer tutması sonucunu doğurdu. Gazetemiz Cumhuriyet'in 24 Ocak 2001 günlü sayısında ''Karanlıklar Aydınlansın'' çağrısı başlığı oluştururken, ertesi gün; ''Mumcu'yu Andık - Kemalist, özgürlükçü, demokrat, bağımsızlıkçı kalemin öldürülmesinin üzerinden 8 yıl geçti, ancak Türkiye onu unutmadı. Yıllar önce söyledikleri, bugün bir bir kanıtlanıyor'' başlıklı çerçeve yazısı, bu toplumsal sahiplenmeyi gözler önüne sermekte idi.

''Adalet ve demokrasi'' istemimiz, Aksoy'un düşürülmesinden, Mumcu'nun parçalanmasından bu yana, yığınlarca seslendirilmekte. Arada Susurlukların, faili meçhullerin, yargısız infazların, insanlık suçu işkencelerin, yolsuzlukların, hırsızlıkların, şeriat özlemci ve eylemcilerinin peşine düşmemize karşın sonuç yok! Değişmezliğin, hatta giderek daha da kötüye gidişin asıl nedeninin yanıtını Muammer Aksoy verecek ve böylece yaşıyor olduğunu bir kez daha bize kanıtlayacak.

Aksoy; Cumhuriyet gazetesinin armağanı olarak da yayımlanmış bulunan ''Atatürk ve Tam Bağımsızlık'' adlı çalışmasında; ''ülkemizin de içinde bulunduğu azgelişmiş ülkelerde yaşanan çeşitli siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel sorunların olumlu yeni çözümlere kavuşturulmasının, geri kalmışlık çemberinin kırılarak çağdaş bir topluma dönüşebilmesinin, yurttaşlarının gönenç ve güvenliğe ulaşabilmelerinin, gerçek anlamda alt ve üstyapı devrimlerine bağlı bulunduğunun'' altını çizerek, bu devrimlerin gerçekleştirilmesinin ise ''ulusal bağımsızlık ile sıkı sıkıya ilişkili'' olduğunu söylemektedir. Aksoy; geri kalmış toplumların bağımsızlıktan uzaklaşmalarının ve bunun yarattığı kısırdöngünün, bu ülkelerde, insan onuru ile bağdaşmayan çeşitli eşitsizliklere neden olduğunu ve geri kalmışlıktan kurtulmanın olanağını, gelecek açısından da ortadan kaldıracağı uyarısında bulunmaktadır.

Aksoy; toplumun günü ve geleceği bakımından yaşamsal önem taşıyan kararlarda, yabancı ülke, kurul ve kuruluşlara, ulusal istencin önüne geçme hakkının tanınmasının, yasama, yürütme ve yargı hakkının ulusal özünden kopartılması sonucunu doğuracağını bütün bunların ise toplumların, geri kalmışlık kısırdöngüsü içinde debelenip durmasına neden olacağını, bağımlılık ilişkisinin, o devlet ve halkını kendi yararının savunucusu ve temsilcisi olmaktan çıkartıp, yabancıların çıkarlarının tutsağı kılacağını belirtmektedir.

Aksoy'un, Atatürk' e dayandırarak öne çıkartmak istediği ''tam bağımsızlık'' kavramının asıl önemi, demokrasi ve adalet konularında karşımıza çıkmaktadır. Aksoy, ''tam bağımsızlığın elde edilemediği ya da elden kaçırıldığı ülkelerde, siyasal rejim sorununu bile, yurttaşların ve toplumun yararına olarak olumlu çözümlere kavuşturma olanağının yitirileceğini, sözgelişi, ülkede, 'neo-klasik demokrasinin' bir an için gerçekleştirilmesi durumunda bile, bağımlı bulunulan devlet, kurul ve kurumların, anılan toplumda gerçek bir demokrasinin uygulanmasına izin vermeyeceğini'' söylemektedir.

Sayın Aksoy, günümüzde de, petrol ve yeraltı kaynaklarımıza sahiplenmesi ile, öğretmen ve kamu çalışanlarının örgütlenme savaşımı ile, laikliğe çağrısı ile, sosyal hukuk devletine olan bağlılığı ile; düşüncelerde, yapıtlarında ve kurucusu, önderi olduğu ADD'ler ile dimdik ayaktadır. Kutup Yıldızı'nın parlaklığı ile bize, yol göstericiliğini sürdürmektedir.

Aksoy'lara, Mumcu'lara ve benzerlerine karşı ödeyeceğimiz borç, sergileyeceğimiz saygı, katillerinin ve azmettiricilerinin bulunması ile birlikte ve belki de ondan önce, ilkelerinin ve ülkülerinin yaşama geçirilmesi ile anlam kazanır.

Cumhuriyet - 31.01.2001