Modaya Uymak

..Son günlerde bir şeker firmasının ekranlarda görüntüye gelen bayram reklamı olumlu-olumsuz etkiler yaratıyor. İzleyenlerin bazılarınca bu görüntüler -suçluluk duygularıyla olsa gerek- ''Duygu sömürüsü yapılıyor, yaşlılarda bunalım yaratıyor'' gibi anlamlandırılıyor. Oysa bu reklam filmi son yılların bir gerçeğini görüntülüyor. Çünkü artık bayramlaşmaların getireceği sıcak sevgi harelerine gereksinim duyulmuyor. Kendisinden istenen bayramlık reklamın kurgulayıcısının da bu konudaki amacını rastlantı olarak öğrendim. Şöyle ki yapıcının çalıştığı yerdeki ve çevresindeki tanışlarının her biri, on günlük uzun bayram/yeni yıl dinlencesinin nerede ve nasıl geçirilebileceğinin tasımlamalarını yaparlarken, onları bayram sabahında beklemede olanların yoksunluğunu duyumsamış. Bu duygusallıkla reklamı oluşturmuş. Bilinen aile yapımız içinde yetişen ve yaşlılarla kimsesiz çocukların barındırıldığı yerlerde uzun süre çalışmalarda bulunmuş bir kişi olarak bu düzenlemeyi, yapımcısına hak vererek uygun buluyorum. Bir de, ayrıca üç kez babaanneyim...

..Toplumumuzda uzun yıllardır moda halindeki davranışlar sergileniyor. Örneğin, geçmişte giyim kuşamlarıyla yardıma muhtaç görüntüdeki insanlarımız -genelde erkekler- ceketlerinin küçük göğüs ceplerinde yaygın olarak aynalarını taşırlarken özentiyle zoralımı olduğu günlerde Marlboro paketleri taşırlardı. Son yıllarda onların yerini, yine özentiyle cep telefonları doldurdu. Tüketim toplumunun, buna benzer başka bir yazıda konu edilebilecek daha bir yığın uydum akıl işlevi de vardır.

..İşte, uzun tatil günlerinin güneyde, Ege'de ve hatta yurtdışında geçirilmesi istemleri de bu türden modaya uymadır, diyorum. Bugün TV haberlerinden edindiğimiz bilgilere göre yavru vatan Kıbrıs'a anavatandan 15.000 kişi gitmiş ve bugüne kadar da 20 trilyon lira kumar parası bırakılmış.

..Bu serüvenlerin dışında, her bayram gidiş ve dönüş yollarında trafik canavarının aldığı canlarla yaptığı hasarlar da ayrı bir üzüntü yaratıyor. Bu tatilin 6. gününde ölü sayısı 150'ye, yaralı da 500'e yaklaştı. Son günlerin tutukevleri operasyonlarıyla yaşadığımız trajik olaylar yetmezmişçesine, üzüntülere bu kayıplar da eklendi. Oysa bu dinlenceleri, sevgi ve ilgiye gereksinimi olan yakın ve uzak yaşlılarımızla kimsesiz, yuvalı-yuvasız çocuklarımıza harcayarak onların sevinç ve mutluluklarıyla kutsansak daha iyi olmaz mı?..

 

Cumhuriyet / Perihan ERGUN- 2.1.2001