Kuruyan gömlek

Üzüntü ile sevinci bir arada duyduğumuz var mıdır? Bunu bir kaç gün önce ben duydum.

Halk Evi, geçen pazar günü Gürgenpınarı köyüne bir gezinti tertib etti; hem spor, hem hayır gezintisi... Doktor arkadaşlar, köyün mektebinde talebeleri birer birer - öyle baştan sayma değil - büyük bir dikkat ve itina ile muayene ediyorlar. Çocukların göğüslerini açıp dinliyorlar. Bu arada temizlik muayenesi de geri bırakmıyorlar. Bir doktor arkadaşın yanındayım. Birden doktorun çehresi değişti ve bir an benim yüzüme baktıktan sonra çocuğa dönüp sordu:

- Oğlum, gömleğini niçin giymedin?

Eğildim.Zavallı yavrunun gömleği yoktu; didiklenmiş ve eskiden bir asker kaputu olması muhtemel ceketimi çıplak tenine giymişti!...

Çocuk doktorun sualine, yavaş sesle şu cevabı verdi:

- Daha kurumadı da...

Doktor sustu. Belli ki benim gibi onun da içi burkulmuştu.

Hava fırtınalı ve soğuk , mektep eski ve her aralığından rüzgar giren bir bina idi. Ve zavallı köy yavrusu gömleğinin kurumasını beklemeden mektebe, şehirden gelen misafirleri karşılamağa koşmuş, onun için fevkalade olan bu günde, mektebinin çatısı altında bulunmamayı nefsine yedirememişti. Düşündüm ki, yavrunun belki de hiç gömleği yoktu ve ihtimal derse de böyle çıplak geliyordu. Yüreğim burkulurken, bir taraftan da içimde bir sevinç vardı: Cumhuriyetin köy çocuğu belki lakirdir. Belki gömleksizdir; kafat bilgiden yana çıplak kalmamak için, yalınayak, sırtı açık, bazen saatlerce çamurda yürüyerek mektebe koşuyor. Köy öğretmenlerini dinleseniz her gün gördükleri bu ulvi sefalet... örneklerinden nicelerini anlatırlar.

Evet köylümüz fakirdir ve aç değilse bile açtıktır. Fakat, bunun mesuliyeti eski devirlerin, saltanatın ve sultanlarındır. Cumhuriyet, on iki yıldır köylüyü refaha eriştirmek için çalışıyor ve buna az kalmıştır. Kendi fabrikalarımız, pek yakında köylümüzün az para ile sırtını da örtecektir. Ve bir gün, gömleksiz köy çocuğu, Cumhuriyet devrinin fedakarlık ve feragat sembolü olarak yalnız hatıralarda kalacaktır.

İ.Cemal Aliş - Bartın Gazetesi - 1936