Kitapsız Türk milleti!

RAHMETLİ Onat Kutlar millete dair bir kelam edeceği zaman ‘‘Necip Türk milleti’’ derdi. Necip Türk milleti de bir adamın dinden imandan ayrıldığını veya dine uymadığını beyan etmek için ona ‘‘Kitapsız!’’ der.

Necip Türk milleti dinsiz adama çok kızar da, okumayan adama hiç kızmaz!

Necip Türk milleti Yüce Kuran'ın da okuyarak anlaşılacağını bilir ama diğer bilgileri kazanmak için de okuma eylemine ihtiyaç duymaz. Hoş Kuran'ı da okumaz ya !

* * *

Bana bu rakamlar Türkiye hakkında çok şeyler söylüyor. Kültür Bakanlığı'nın da canı çok sıkkın ki, bu mukayeseli rakamları yayınlıyor.

Kütüphaneler Genel Müdürlüğü'nü şimdiden uyarayım. Kimse bu rakamlardan ders alır diye umutlanmasınlar, kimse iplemeyecek!

* * *


Rakamları yayınlayan Milliyet Gazetesi'nin (10.06.2001-s:30) verdiği bir bütçe karşılaştırmasına göre de; 2000 yılında İstanbul Üniversitesi'nin kütüphane bütçesi 500 bin dolar, ABD'deki Harvard Üniversitesi'nin ise 60 milyon dolar !

* * *

Kur'an ‘‘İkra!’’ (oku!) emriyle başlarken; nüfusunun ortalama eğitim süresi 3.5 yıl olan Türkiye, aday olduğu AB ülkelerinde nüfusun ortalama eğitim süresinin 8-10 yıl olduğunu bilir ama bu gerçeği değiştirmek için doğru dürüst bir gayret göstermez.

* * *

Almanya'dan, İngiltere'den, İsviçre'den vazgeçtim, düne dek ‘‘komşi!’’ diye aşağıladığımız Bulgaristan, biz kütüphanelerimizde 11 milyon kitaba sahip iken 41 milyon kitaba sahip; bizde 1.310 kütüphane varken onlarda 4.237 kütüphane var.

Bizde nüfus 70 milyon, onlarda bizden neredeyse 9 misli az ve 8 milyon!

Onların kütüphanelerinde nüfus başına 5 kitap düşerken bu ortalama bizde sadece zavallı bir 0.16!

* * *

Biz elin adamını ‘‘dinsiz komünistler!’’ diye aşağılarken ve dahi bu ülkeler eski dönemde özgürlükleri inkar ederken; şimdi hem eski dönemin insan sermayesi yatırımının ekmeğini yiyorlar; hem de yeni dönemin özgürlüklerini tadıyorlar.

* * *

Bilmem farkında mısınız? AB ülkelerinin diğer ülkelere uyguladığı ve adına Schengen Vizesi denen vize Bulgaristan için kalktı. Buna göre; Bulgar vatandaşları AB ülkelerinde ellerini kollarını sallayarak dolaşabilecekler. AB ülkeleri; onların ülkelerinde kalıp işçi olmalarından korkmuyorlar. Bizde ise her sabah binlerce insan AB ülkeleri konsoloslukları önünde vize kuyruğuna giriyor ve yedi düvele kafa tutuyor:

‘‘AB şaşırma, sabrımızı taşırma!’’


Cüneyt ÜLSEVER / Hürriyet - 11.06.2001