Kaz Dağları, Cunda, Öngen'de bahar

Körfezin mavisi, gökyüzüne karışmış. Kaz Dağları'nın batı ucunda zeytinlik ve çamların kuşatmasındaki zirvede bir otel; 'huzur sığınağı' gibi gizlenmiş Öngen Country... Yeşilyurt köyü - eski adıyla Büyük Çetmi - Osmanlı'yı Ege medeniyetleriyle buluşturan 700 yıllık köprü özelliğini koruyor. Assos ve Behramkale'ye 25 kilometre uzaktasınız. Karşı yaka... Ayvalık, Cunda.

Edremit ve Altınoluk üzerinden Küçükkuyu'ya, oradan Mehmet - Zuhal Öngen'lerin dağ oteline geliyorsunuz.

Yağmur altında köye tırmanıyoruz. Otelin yeni yetme labradoru Balkız da peşimizde... Bademler güneşe aldanmış. Çiçek açmış. Bayram ziyaretçilerini taşıyan minibüs tarihi çeşmenin etrafında tur atıp durduğunda, kahvedeki meraklı birkaç göz dışında kimse kalmıyor. Sessizliğin sesini dinliyorsunuz. Yağış birazdan kara dönecek. Niyetimiz baharı karşılamak ama dört mevsimi birden yaşıyoruz.

Turizmde yeni bir akım, doğayla baş başa tatil. 'Ayşe'nin rüyası'ydı. Buna 'kentten kaçış' programı demekte mümkün. İstanbul'dan feribotla Bandırma'ya oradan da arabayla üç saatte Kaz Dağları'na ulaşıyorsunuz.

Öngen Country'i Almanlar da keşfetmiş, yaza kadar hafta sonu ağırlıklı rezervasyon yaptırmışlar. Sanatçı Tuncel Kurtiz de Adatepe yakınlarında benzer bir otel açmış.
Yürüyüşler, sağlıklı beslenme ve kültür turlarıyla geçen bir hafta sonu, keyif verici. Öngenler'le, Behramkale'de Padişah I. Murat tarafından yaptırılan tarihi camiyi gezerken, Fatih Sultan Mehmet'in Midilli'yi fetih sırasında donanma için getirttiği tahtacı ustalarının duvarlara kazıdığı kadırga motiflerini görüyoruz. Camiyi onaralım ve aydınlatalım derken bu tarihi sıvalar sökülmek üzereymiş, neyseki valilik zamanında uyarılarak koruma sağlanmış. Kadırga koyu ise o kadar şanslı sayılmaz, çünkü Fatih'in donanmayı inşa ettirdiği yerde siteler yükseliyor!

Assos yolunun 20 bin zeytin ağacının kesilmesi pahasına genişletilmesi çalışmaları ise ayrı bir felaket.

Mehmet Öngen ve Kaz Dağı'nda otelcilik yapanlar, bu güzelliğin katledilmesini önlemek için yörenin "milli park ve SİT alanı" ilan edilmesine uğraşıyorlar.

Ayvalık ve Cunda Adası'nı da, aynı özenle korumak gerekiyor.

Cunda'nın özgün mimarisi ve eski Rum evleri günümüze kadar ayakta kalabilmiş olsalar da Taksiyarhis Kilisesi başta, pek çok tarihi yapı yıkılmak üzere. Sahiller ve yeşil alanlar Ayvalık çevresinde Türkiye'nin genel hastalığına uygun biçimde yazlık kooperatifler ve derme çatma çok katlı yapılar nedeniyle istilaya uğramış.

Yine de, deniz, balık, yeşil otlar ve zeytinyağı kürü için Edremit Körfezi bu mevsimde en güzel adres.

Balıkesir Cafe'de Cemal'in tostları, Taş Kahve'nin adaçayı ve Bay Nihat'ın midye istiridye şöleni, yağmurlu bir günde bile Cunda'ya bağlanmanıza yetiyor.

Şeytan Sofrası'nda güneşi batırmak istiyorsanız baharı, yazı bekleyeceksiniz!

Derya SAZAK / Milliyet - 3 Mart 2002