Büyük Tuzak


..Türkiye'nin gündeminin bir bölümünü, hiç tahmin edemeyeceğimiz ve karşılaştığımız zaman, çoğu kez ciddiye alamayacağımız bir grup 'iletişimci' (!) belirliyor. Yazılı ve görüntülü basında ve çok sınırlı da olsa sesli basında, önceleri sosyete dedikoduları olarak başlayan bir habercilik türü; günümüzde, paparazzi vb. isimlerle, halkımızın gündemini birinci dereceden belirler hale geldi.

..Yazılı basında bu 'saldırıdan' korunmak mümkün. Çoksatan birkaç 'boyalı basın' organını ellerine geçirmişler, buradan 'veryansın' ediyorlar. Bu yayın organları, yazılı basının tirajının yüzde 90'ını oluştursa bile, elinize almazsanız, sorun yok. (Ama bu türden haberleri satır satır okuyup, ondan sonra bağırmaya başlamanın mantığını anlamak da çok zor...)

..İş görüntülü basına geldiği zaman, bu saldırı herkesi etkiliyor. En doğrusu kendi adıma konuşmak, ama çevremde de gördüğüm o ki; biz, toplum olarak, 'televizyon' adı verilen sihirli kutunun etkisinden kendimizi kurtarabilmiş değiliz. Eğer açmazsak, büyünün etkisinden kendimizi koruyabiliyoruz. Ama haber izlemek vb. gibisinden, (nispeten!) ciddi bir amaçla televizyonu açmışsak; ardından gelen anlamlı-anlamsız her şeye gözlerimiz takıldığı gibi, elimizde 'zap aleti' , oradan oraya dolaşmaktan da geri kalmıyoruz. Ve bu arada, bilcümle paparazziler ve onların 'sermayeleri' evimize giriveriyor.

..Sayıları birkaç yüzü geçmeyen sözde sanatçı, sözde şarkıcı, sözde manken, sözde sporcu ve bunların sevgilileri ve sevgililerinin karıları ya da kocaları... Hepsi bu. Hepsi bu, ama zaman zaman kimi isimlerin değişmesine karşın, bu seviyesiz ve terbiyesiz kitle, halkımızın gündemini birinci dereceden işgal ediyor. Cumhuriyetin kuruluş tarihini bilmeyen ev kadını kardeşimiz, sözde sinema oyuncusu hafifmeşrep bir hatunun vücut ölçülerini su gibi sayabiliyor. Bu dar çevre içinde; kim nerede, ne halt ediyor ve kimin eli kimin cebinde, hepsi biliniyor. Olacak şey değil...

..Doğrusunu isterseniz; bu işe karışmaya, hatta eleştirmeye pek hakkımız da yok. İsteyen istediğini izler, isteyen istediğine ilgi duyar. Bu toplumu bu düzeyde bırakanlar utansın.

..Fakat benim başka bir derdim, başka bir korkum var. O da bu kepazeliklerin; halka, bir başka bağlam içinde sunulmak istenmesi ve bunun yoğun propagandasının başlamış olması.

..Gerçekten; bu rezilliklerin, 'laik düzenin' bir sonucu olduğu ve bu rezilliklere bulaşanların 'Atatürkçüler' olduğu, nicedir işlenen bir konu. Bu 'rezilliklere' bulaşan hanımların ve beylerin, kimlik tanımlamalarında 'Atatürkçülük' var mıdır bilemem. Ama en azından, 'anti-Atatürkçü' olmadıklarını düşünüyorum. Örneğin; bir bar açıp, çıplak hanımlara çamur güreşi yaptırmanın, Atatürkçülükle bir bağlantısı olmasa bile, herhalde anti-Atatürkçülük sayılmasa gerek...

..Fakat son zamanlarda bu insafsız propaganda çok ileri düzeylere taşındı. Özellikle dinci kanalların bazılarının, son yılbaşı gecesi programlarında bu konuyu çok 'kışıdıklarını' , gördük. Halkımızın büyük bir çoğunluğu gerçekten çok sıkıntı içindeyken, bu yapılanlar eleştiriliyor ve bu durumdan laik düzenimiz sorumlu tutuluyordu.

..Aslında siyasal İslam'ın egemen olduğu toplumlarda, kapalı kapılar ardında neler olduğunu bilemememize karşın, bu türden 'kepazeliklerin' , kamunun gözü önünde yapılamayacağı açıktır. Fakat dünyanın laik ve seküler ülkelerinin çoğunda (ararsanız) görebileceğiniz bu türden rezillikleri, gündemi belirleyen kitle iletişim araçlarının 'baştacı' ettiğini göremezsiniz. Hatta, samimi olsa da olmasa da bunu eleştirdiklerini görebilirsiniz.

..Peki bizdeki rezillik ne ola ki?..

..Şeriatçı çevrelerin, 'laiklik işte bu' diye yutturmaya çabaladıkları 'rezilliklere' duyulan tepki; bugün, gene aynı 'siyasal İslam' cı çevrelerle sınırlı durumda ve çok cılız. Toplumumuzda gelir farklılıklarının yarattığı huzursuzluklar hızla yükseliyor, ama henüz bu türden 'show' lara 'dinci' bir yoğun tepki yok.

..Şimdilik halkımız ve gençlerimizin büyük bir kesimi, bu 'eğlence dünyasına' (!) bir biçimde kapağı atıp 'çıtır mankenlerle' bir şeyler yapabilmenin hayalini kuruyor. Zaten aynı hayaller başka biçimlerde de pompalanıyor.

..Ancak bir gün, bu 'eğlence yağmasından' pay alma umutları ortadan kalkar ve insanlarımız, 'bu dünyayı kurtaramadık, öbür tarafa bakalım' düşüncesine kapılırlarsa, işte o zaman işimiz çok zorlaşır.

..Çağdaş olmayı 'kepazelik' biçiminde sunmak isteyenler şimdilik gülünç durumdalar. Ama yarın ne olacağı hiç belli olmaz.

..Dikkatli olmamız gerek...

Cumhuriyet / Toktamış Ateş - 9.1.2001