Bir miras hikâyesi

Nazım Hikmet'in oğlu Memet'in babasının şiirlerini yayınlama hakkını Yapı Kredi Yayınları'na devretmesinden sonra Türkiye Komünist Partisi'nin "Gerçek varis biziz" iddiasıyla ortaya çıkması ve bir korsan baskıyla şiirleri "kamulaştırması" ilginç bir tartışma başlattı.

Aslında bu, siyaseten "Nazım'a kim sahip çıkacak" kavgası olmakla birlikte hukuken de Nazım'ın 2 varisi arasında yaşanacak bir polemiğin işaretini veriyor.


* * *


Nazım'ın vasiyeti, onun siyasi mücadelesini, kadınlarla ilişkilerini ve şair kişiliğini harmanlayan ilginç bir belge...

Vasiyetin yazıldığı 1959'da Nazım, doktoru ve sevgilisi Galina Kalesnikova ile birlikte yaşıyordu.

Ancak Vera ile tanışmış ve Galina'dan kaçıp onunla evlenmeyi kafasına koymuştu.
Muhtemeldir ki, kendisine 7 yıldır büyük ihtimamla kol kanat geren bu Rus kadınına karşı suçluluk hissediyordu. O günlerde vasiyet konusunu gündeme getirdi.

Vasiyetin ayrıntılarını, Nazım Hikmet belgeselinin hazırlıkları sırasında Urallar'daki evinde görüştüğümüz Dr. Galina'ya sormuştum. Anlattıklarını "terk edilmiş bir kadının tarihi kendine yontuşu" olarak da yorumlayabilirsiniz, "samimi anılar" olarak da...
Ben sadece bir tanıklığı aktarmak istiyorum:

* * *


"Nazım uzun zamandır benim için bir vasiyetname düzenlemek istiyordu. Ben kabul etmiyordum. Doktoru olarak kabul etsem, son günlerini yaşadığını düşüneceğinden ve depresyona gireceğinden endişeliydim. Ancak çok ısrar etti ve benimle ağır konuştu. Bunun üzerine 'Benim evim var, işim var, hiçbir şeye ihtiyacım yok. Lütfen vasiyetini Münevver'e, oğluna ve TKP'ye yaz' dedim. Vasiyetnameyi yazdı. Bunun dışında, yine muhalefet etmeme rağmen eşyalarını bana bıraktı".

* * *

Galina'nın sözünü ettiği vasiyetname 10 Eylül 1959 günü Rusça olarak yazılıp notere onaylatılmış. Nazım, eserlerinin telifinden kazanılacak paranın 4'te 3'ünü eşi Münevver ile oğlu Memet'e bırakıyor; kalan 4'te 1'ini ise Türkiye Komünist Partisi'ne...

Terk edeceği sevgilisi Galina ile bir yıl sonra evleneceği sevgilisi Vera'ya ise eşyalarından başka bir şey bırakmıyor.

Bir gece, "üzerinde sadece bir pijama ve terlikle" Vera'ya kaçınca vasiyet Galina'da kalıyor.

Galina, vasiyeti Nazım'ın ölümüne kadar saklıyor.

Ölüm haberi gelince, Moskova'ya gidiyor. Cenazede ilk kez Münevver'le karşılaşıyor. Nazım'la yaşadığı evin duvarında yıllarca fotoğrafı asılı duran bu kadınla, Yıldız Sertel aracılığıyla tanışıyor.

Galina sonrasını şöyle anlatıyor:

"Yavaşça Münevver'in çantasını açtım ve belgeyi koyarken Fransızca olarak 'Bu vasiyetname sizin' dedim".

İki kadının daha sonra oteldeki buluşmasına Yıldız Sertel tanıktır. O buluşmada konuşulanlardan sonra Münevver Hanım'ın nasıl baygınlık geçirdiğini kendisinden dinlemiştim.

* * *

Nazım'ın ölümünden 40 yıl sonra şimdi oğlunda bulunan bu vasiyet mahkemelik oluyor.
İlginç bir dava olacak.

Çünkü ne Memet, Nazım'ın "TKP'ye emanet ettiği Memet" artık, ne bugün Nazım'a sahip çıkan TKP, Nazım'ın "sıra neferi" olduğu o eski TKP...


Can DÜNDAR / Milliyet - 10 Mart 2002