Günümüz yaşam koşulları içinde , insanlar için yaygınlaşan iş hayatı ve ekonomik koşulların etkili baskısı sonucu, yeterli yaşam kalitesine, iç mekân konforuna sahip ve sosyal aile yapısı doğrultusunda tüm gereksinimlere cevap verebilecek bir konuta sahip olma özelliği çok önem kazanmıştır. Çoğu kez dış kabuğun tasarımına bağımlı kalan iç mekan çözümleri günümüz anlayışı içinde elastiklik ve değişkenlik özelliği kazanmıştır. Gelişen ileri yapı teknoloji ile kabuk her türlü iç konfor koşullarına saygılı bir hal almış, bir parçadan bir bütününün elde edildiği zengin bir çeşitlilik ile karşımıza çıkmaktadır. Bütün bunlar bir uzmanlık sorununu doğurmaktadır.

Konut dekorasyonu başlangıcından beri, insanın yaşamında en çok özenilen, değer verilen konulardan biri olagelmiştir. Hangi çağda, hangi ülkede olursa olsun insan, mekânlarını kendi görüşlerine, yaşam biçimine uygun mobilyalarla donatmayı amaçlamıştır. Yaşam koşulları karmaşık hale geldikçe, konut dekorasyonu bir uzmanlık sorunu olmuştur.

Konut donatımında kullanılan mobilya, sonuç olarak bir "Biçim" dir. Biçimler, bir dönemin diğer etkinliklerinden soyutlanamaz. Toplumsal yapının tüm kurumları, konut donatımını olumlu ya da olumsuz yönde etkiler. Olumsuz etkileşimlerin çözümü ise öncelikle sanatçılardan, tasarımcılardan gelmiştir.

Teknolojik ilerleme, tasarlama sürecindeki sorunları çözememektedir. Kullanıma giren her yeni teknoloji, tasarıma sorunları ile birlikte katılmıştır. Endüstriyel üretim; çağdaş tasarımda kuşkusuz benimsenmiş, makineler ve makinelerle üretilen mobilyalar, yeni malzemeleri, olanakları, biçimleri ile 20.yy'ın yaşamına egemen olmuşlardır. Kitlesel üretimin tasarıma getirdiği standardizasyon ve modül kavramları da mobilya alanındaki sorunların akılcı yöntemlerle çözülmesine etken olmuştur.

Tasarım sürecinin ereği "Sonuç Ürün" ortaya koymaktadır. Tasarıma etki eden faktörler incelenerek görülmüştür ki, "Mobilya Tasarımcısı"nı çağdaş koşullar yönlendirmektedir. Olumsuz koşullarda bile olsa, tasarımcı, çağdaş düşünceyi, çağdaş davranışları yansıtmak, hatta oluşturmak zorundadır. Tasarımcı bu sorumluluğu yüklendiği zaman, "Tüketici Kesim"; ekonomik, işlevsel, amacına uygun ve estetik değerler taşıyan çağdaş mobilyayı benimseyecektir. Temelde, teknik uygarlığın ürünü olan mobilyalar çeşitli gruplardan ailelerin günlük hayatları çerçevesinde yeniden tanımlanmaktadır.

Kullanıma giren çağdaş malzemeleri biçime yansıtmak, bu niteliklerin getirdiği olanaklardan yararlanmak, tasraımcının yetkinliğine bağlıdır. Endüstriyel malzemeyi üretmek ve kullanmak tasarımla bütünleştiği zaman doğruyu ve yeniyi getirecektir. Biçimde yetkinliğe ulaşmak için ise, tasarımlama sisteminin bütün bileşenlerinin ve alt bileşenlerinin "Çağdaş Doğru" ya en yakın olacak şekilde çözümlenmesi gereklidir.

Toplumda; çeşitli grup veya bireylerin hayatında meydana gelen statü değişiklikleri, mobilyalarda da değişikliğe yol açmaktadır. Statü farklılıkları, eşya envanterinin zenginliği yanısıra ve özellikle kalite planında ortaya çıkmaktadır. Ailelerin mobilya envanterleri ile eşya hakkındaki inanç, tutum ve değerleri sosyo-kültürel gruplara göre değişmektedir. Eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve sosyal statü değişiklikleri, grup içi farklılaşmalarda rol oynamaktadır. Nitekim, belirli bir statünün göstergesi sayılan mobilyalar, ekonomik davranışlar ve özellikle gösterişçi tüketim olguları, hem gruptan gruba hem de aynı grupta zamanla birlikte değişmektedir. Geleneksel toplumlardan modern toplumlara gidildikçe hayat tarzları ve buna bağlı olarak da mobilya sistemleri değişmektedir.

Mobilya, insanın dış dünya ile ilişkisinin zorunlu vasıtası olarak, hem maktor plandaki hem mikro plandaki olgularla bağlı durumdadır. Zira, mobilya, teknolojik, ekonomik, sosyo-kültürel ve psikolojik alanlar gibi çeşitli hayat alanlarını yansıtan göstergeler taşımaktadır. Modernleşme olgusu şematik olarak, bu pozisyonların belirli bir yönde değişmesini ifade etmektedir. İhtiyaçların ve mobilyanın karmaşıklaşması, modernleşmeyle alakalı olmakla beraber, bunlar arasındaki denge, sosyal planlamayı gerektiren bir olgu olarak görülmektedir.

Çevrenin fiziksel kalitesi, çevrenin genel zenginliği ve çevrenin istikrarı bir saçayağı şeklinde, grubun sosyal, kültürel özellikleriyle etkileşim içinde olup, bireylerin eşyaya ilişkin davranışlarını belirlemektedir.

J.J.Rousseau'ya göre tek kurtuluş "Yeniden doğaya dönmektir". Doğaya yeniden dönebilse bile, günümüz ortam ve koşullarında kaç gün geçirebileceği bilinmez olan bir kişinin, kaçabileceği ütopik fantazi dünyalar olsa bile, artık gidebileceği son gerçekçi nokta "Ev"idir. Ev, konut, yuva, mekân veya başka şekilde de adlandırılabilen, sadece başını sokabilecek, kalınabilecek, korunabilecek bir ikametgâh olarak görmemek gerekir. Konutu yaşanılır kılan "Dekorasyon" dur. Dekorasyon ile birlikte konut, kuru bir yapı bölümü, salt bir hacim olmaktan kurtulur, nesnel niteliğinden ayrılır, özel bir yaşamın nüanslarını ifade eden öznel değerleri ile kişisel bir kimlik kazanır. Herhangi bir hacim, belirli gruptan donatım ile dekore edilerek bir çalışma ortamı yaratılacağı gibi, aynı bölüme yatma gereksinimi karşılar bir nitelik de verilebilir.

İç mekan ile ilgili salt fiziksel ve fizyolojik gereksinimleri sağlama dışında, dikkate değer bir özelliği kişiyi farklı yönde motive etmesidir. Yaşanılan hacimlerdeki dekorasyon, kişiyi bir ses gibi, bir ışık gibi, hava gibi sarıp çevreler. Bazı hallerde sevilen bir müzik parçasının, bir renkler kompozisyonunun verdiği hazzı verir. Ancak, subjektif yönü ağır basan bu canlı mobilya iletişimi içerisindeki yeni gereksinimler doğar, gelişir; farklı ilişki bir yaşam boyunca kopmaz, sağlamlaşır, kökleşir, çıkarlar, hisler, anılar araya karışır.

Konut dekorasyonunda etkili kriterleri üç grupta toplayabiliriz:

1. Konut dekorasyonunda sosyo-kültürel etkiler:

Toplumsal yaşam içerisinde, bireylerin kişisel tavırlarının bir sentezi olarak, belirli bir zaman diliminde toplumun yarattığı değer yargılarının tümü olarak niteleyebileceğimiz sosyal nitelikte bir kültür olgusu, yaşamda belirleyici olduğu gibi ailenin yaşam çevresini şekillendiren konut dekorasyonu üzerinde de etkili olur. Sosyo-kültürel yargılar tarihsel ürünlerdir ve tarih içerisinde farklı kültürlerin etkileşimi ile sürekli değişim göstererek şekillenir. Günümüzdeki hızlı iletişim sonucu değerlerin değişmesi ile kuabllenilen konut dekorasyonu elemanlarının herbirinde, konutların iç düzen ve tefrişinde, dekorasyon anlayışında da çok hızlı değişim yaşanmaktadır.

2. Konut dekorasyonunda sosyo-ekonomik etkiler:

Sosyo-ekonomik koşullar, kütlelerin talebi ve mal arzına doğrudan etkilidir. Toplumun farklı kesimlerinden herbirinin veya birkaçının toplam gelirlerinden aldıkları pay arttıkça geliri artan kesim ek bir talep yaratır. Konut dekorasyonunda, göstermelik tüketim veya gösteriş etkisi arayış, kişiselliğin açıkça ortaya konması, ayrıcalık yaratabilme endişesi gibi öznel davranışlar doğal olarak parasal güç oranında artmaktadır. Ülkedeki sosyo-ekonomik çalkantılar ile bazı kişi ve grupların hızla üst gelir gruplarına sıçramaları sonucu yeni geldikleri sınıfın sosyo-kültürel karakterini taşıyamadıkları için tüm tüketimlerinde ve konut dekorasyonlarında çok yüksek maddi değerlerde, pahalı ancak niteliksiz ve eklektisist özellikle tercihleri ortaya çıkabilir. Tasarımcı ve üretici tarafından tüketiciye yol gösterilmeli, mobilya üretimi doğrular üzerine oturtulmalıdır.

3. Sosyal-psikolojinin konut dekorasyonuna etkisi:

Tüm toplumsal yaşamda yönlendirici olan sosyal-psikolojik etki, özellikle kalkınma çabası içinde hızlı değişim gösteren ülkemiz ve benzeri ülkelerde daha açık ortaya çıkmakta, değerleri etkilemekte olduğundan daha güçlü hissedilmektedir. Bu etkinin konut ve dekorasyonunda ayrı bir önemi vardır. Çünkü, aile, dolayısıyla toplum, temel yaşam alanı olan konutun dekorasyonun "en iyiyi arama" çabasındadır. Ekonomik nedenlerle arzulanan nitelikte bir dekorasyona sahip olamayan toplumlarda nitelik arayışı bastırılarak saptırılır, tezyinata yönelme görülebilir. Kırsal kesimden kentlere göç edenlerde ise sosyo-psikolojik bir "displacement" olgu izlenir. Üst gelir grubunda ise sosyal yaşam tarzından ve gereksinimlerinden kaynaklanmayan, pahalı, gereksiz mobilya talebi oluşur. "Batı" ile özdeşleşmiş yabancı hayranlığının farklı düzeylerde görüldüğü tüm sosyal katmanlarda, yine aynı yaşam tarzına özentinin konut iç mekan düzenlemesi ve dekorasyonu ile özdeşleşmesi de benzer bir sonuç doğurmaktadır.

Sonuç:

Günümüz yaşam koşulları içinde, insanlar için yaygınlaşan iş hayatı ve ekonomik koşulların etkili baskısı sonucu, yeterli yaşam kalitesine, iç mekan konforuna sahip ve sosyal aile yapısı doğrultusunda tüm gereksinimlere cevap verebilecek bir konuta sahip olma özelliği çok önem kazanmıştır. Çoğu kez dış kabuğun tasarımına bağımlı kalan iç mekân çözümleri günümüz anlayışı içinde elastiklik ve değişkenlik özelliği kazanmıştır. Gelişen ileri yapı teknolojisi ilekabul her türlü iç konfor koşullarına saygılı bir hal almış, bir parçadan bir bütün elde edildiği zengin bir çeşitlilik ile karşımıza çıkmaktadır. Bütün bunlar daha öncede söylediğim gibi bir uzmanlık sorununu doğurmaktadır.

Günümüz Türkiyesi'nde ise konut dekorasyonunda "tasarımlama eksikliği" çok belirgindir. Yozlaşmış mobilyalar için harcanan malzeme ve işçilik, ülke ekonomisi için kayıptır. Ayrıca her yoz mobilya, başka bir yoz beğeniyi ile doğurmaktadır. Ancak, üretimci ve tasarımcı, kullanıcı kesime "doğru","çağdaş" mobilyayı vermekle zorunlu olduklarını kabul ettiklerinde sorunun çözümüne biraz daha yaklaşılacaktır. Özellikle, tasarımcı bu sorumluluğu yüklendiği zaman, tüketici kesim; ekonomik, işlevsel, amacına uygun ve estetik değerler taşıyan çağdaş mobilyayı benimseyecektir. Dekorasyon üzerinde toplumsal, bireysel faktörlerle, üretici kesimin ve tasarımcının etkisi vardır.

Eğitim, kültür, yetişmişlik düzeyi ne olursa olsun, belirli ölçüde, kişinin yaşadığı toplumun sosyo-kültürel gerçeklerinin etkisinde kalması, gereksinimlerinin tatminine de yansımaktadır. Bu düzeyde özel davranış gösteren kullanıcı ile bu gereksinmelere cevap verme durumundaki arz kesimi arasında "Tasarımcı" bir mafsal oluşturmaktadır. Tasarımcıları ile sosyo-kültürel yapı ve subjektif koşulların bir sentezi olarak karşımıza çıkar.

Konut dekorasyonunda toplumun beklentilerine cevap verebilecek şekilde rasyonalizasyon dört aşamada gerçekleşebilir. Birinci aşamada halihazır durumun saptaması yapılarak, ikinci aşamada hedef ve amaçların belirlenmesi ile planlamaya gidilmeli ve alternatif çözümlerin söz konusu olduğu üçüncü aşamadan sonra, durum değerlendirilerek konu ile ilgili kesimlerin beklentilerinin arakesidini oluşturan optimum çözüm uygulanmalıdır. Böylece konut dekorasyonunda rasyonalizasyon arayışları gerçekçi bir noktaya varabilecektir.

Mobilya + Tekstil - Kış 1998

Kaynaklar:
*Vincent Scully, "Modern Mimari"
*Doç.Dr.Nuri BİLGİN, "Çeşitli Sosyo Kültürel Gruplarda Eşya Sistemleri ve İnsan Eşya İlişkileri".
*Birgil Design'97 (İ.T.Ü Mimarlık Fakültesi Kitaplığı)
*Prof.Nigan BEYAZIT ve Prof.Sema Kubat