Batı Anadolu yerleşmelerinde kentsel dokunun eski Anadolu'daki örneklerine benzemeyişi Türklerin kendi kültürlerini doğudan taşıdıklarının açık kanıtıdır. Troya, Priene, Sardes, Miletos, Efesos yerleşmelerinin kalıntıları bugün de ayaktadır. Osmanlılar bu kalıntılardan yararlanmamışlar, kentleri kendi anlayışları içinde seçtikleri yeni alanlara kurmuşlardır. Bu saptamada İstanbul, İzmit gibi istisnalar vardır. Ama Ege'de genellikle kıyı şeridi tercih edilmemiş daha içlere doğru yerleşilmiştir.

Osmanlı kentlerinin hep sur dışında gelişme göstermesi, Roma, Bizans ve daha önceki diğer uygarlıklarda görülen kent gelişmelerindeki ilave duvarlarının hiç yapılmamış olması Türklerin Açık Kent anlayışı içinde yerleştiklerini ortaya koymaktadır.

Kent dokusunu oluşturan evlerin sınırladığı çıkmaz sokaklardan ara sokaklara daha sonra ana yollara ve giderek mahalle camilerinin bulunduğu küçük merkezlere, buradan da ana merkeze bağlantı sağlayan bir yol sistemi kurulmuştur. Camiler mahallelerde ve giderek merkezde simgeleşmiş mimarlık öğeleridir.

Bu doku anlayışının bugün bile tüm özellikleriyle yaşadığı yerleşmeler Ege'de oldukça yaygındır. Kütahya, Birgi, Kula, Muğla, Antalya ve daha küçük kasabalar bu konudaki önemli örneklerdir.

Batı Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerini kapsar. Batı Karadeniz ve Marmara evlerinin izlerini Batı Anadolu'da bulmak mümkündür. Güneye doğru inildikçe açık sofalı plan tipleri yaygınlaşır. Kuzey Anadolu'da bile rastlanabilen açık sofalı ev tipleri, iklimin yumuşaklığı ve sıcaklığın etkisiyle varlığını devam ettirirken, kuzeylere doğru çıkıldıkça yerini iç sofaya, orta sofaya bıraktığı görülmektedir. Bunun gibi batıya doğru kıyı kesimlerine gidildikçe açık sofanın yaygınlaştığı, iç kesimlere doğru ise açık sofaların iç sofaya dönüştüğü izlenebilmektedır. İç mekânlardaki ısınma sorunu, pencere camı ullanılmaya başladıktan sonra büyük ölçüde çözüme kavuşmuş, sofalar kapalı duruma getirilmiştir.

Kent evlerine göre değerlendirildiğinde kuzeye Çanakkale, Balıkesir, doğuda Eskişehir, Uşak, Eğirdir güneyde ise Antalya, Alanya çevresini kapsayan ve bazı farklılıklar bulunmasına rağmen Mersin, Adana ve Antakya'ya ulaşan sınırları, Batı Anadolu evleri alanı olarak tanımlamak mümkündür. Yine de Batı Anadolu ev mimarlığını Marmara ve İç Anadolu'dan ayıran sınırlar kesin olarak belirlenememektedir.

Bu sınırlamaların kesin olmamasının en önemli nedeni, büyüklü küçüklü yerleşmeler arasında yöresel farklılıklardır. Bodrum, Foça, Asos gibi kıyı yerleşmelerinde Ege Adaları mimarlık geleneğinin büyük etkisi görülür. Plan şemasında sofa bulunmayan evlerin büyük bir bölümü taştandır. Bu kültür Anadolu'ya dışardan geldiğinden, diğer bölgelerdeki evlerle ortak özellikleri de yok gibidir.

Ege evlerinin iyi korunarak günümüze ulaşabildiği yerleşmeler içinde en önemlileri Manisa, Kula, Birgi, Kütahya, Eğrdir, Isparta, Burdur, Muğla, Milas, Antalya sayıalbilir. Doğudaki son yerleşme ise Antakya'dır. Ege ve Akdeniz evlerinin plan tiplerinin açık sofalı oluşu aralarındaki benzerliği, bu sofalara sınırlanan odaların yerleşimleri, aralarındaki ya da yanlarındaki eyvan bölümleri ve açık sofanın biçiminden gelen değişiklikler de birbirleriyle olan farklılığı gösterir.

Yapı tarzları bakımından incelendiğinde Kuzeydoğu ve Marmara'da görülen, ahşap strüktür içine tuğla ya da taş dolgulu evler, Ege ve Akdeniz'de hiç yoktur. Erken dönemlere ait evler hiç kalmadığından, eskiden var olup olmadığına dair saptamalar yapılamamaktadır. Günümüze ulaşabilen ve içinde yaşanan örnekler 18. yüzyıldan eskiye varamamaktadır. Bu nednelerle örneklemeleri daha eskilere götürme olanağı yoktur.

Yapı strüktürü bakımından adalarda gelişen mimarlık örnekleri taş evler ile Türk evleri arasında belirgin farklılıklar vardır. Taş evlerde dış duvarlar, kalın yığma duvarlar olarak örülmüş, döşemeler ve iç bölmeler ahşaptan yapılmıştır. Bu tür evlerin çıkmaları yoktur. Pencere ve kapı boşlukları oldukça küçüktür. Bu boşlukların üst kısmı bir taş lentoyla geçirilmiş ve biraz üstünde kemer yapılarak takviye edilmiştir. Eski örneklerinde bu kemerlerde renkli taşlar kullanılarak görsel zenginlik kazandırılmıştır.

Türklerin evlerinde yapı malzemesi ahşaptır. Temel üstünden çatıya kadar uygulanmış olan karkas sistemine bağdadir ve kıtıklı çamur sıvayla oluşturulan duvar yüzeyleri bazı yörelerde tamamen beyaz, bazı yörelerde ise beyazla birlikte aşı boyası, çivit mavisi, gül kurusu, toprak sarısı gibi çeşitli renklerde boyanmıştır. Kiremit alaturka ve kırma, çatılar genişçe saçaklıdır. Çıkmalardaki eliböğründelerin biçimlenişi, saçak altı kaplaması, pervazlar ve bunun gibi ayrıntılar evler arasındaki üslup çeşitliliğini de yansıtırlar.

Evlerin iç bölmeleri, Batı Karadeniz, İç Karadeniz ve Marmara bölgelerinde olduğu gibi ahşaptır. Oda duvarlarının girişe yakın olanı dolap şeklindedir. Tavanlar ahşap çıtalarla bezenmiştir. Ancak çıta boşluğuyla elde edilen motifler yörelere göre değişik estetik ortaya koymaktadırlar.

Küçük de olsa hemen hemen her evin bahçesi vardır. Bazı yörelerde bahçede muhakkak müştemilat olarak mutfak bulunur. Bu uygulama Marmara'da çok azdır. Kuzey Anadolu'da ise pek rastlanılmaz. Taşlık adı verilen giriş katı evin arka bahçesiyle bütünleşir. Üst kata çıkan merdiven taşlıktan tek halka ya da dirsek yaparak çıkmaktadır. Merdiven önce sofaya ulaşır. Sofadan odalara geçilir. Diğer bölgelerde olduğu gibi sofanın manzaraya bakan köşelerine sekili köşeler eklenmiştir.

Batı Anadolu evlerini daha ayrıntılı inceleyebilmek için karateristik yerleşmelerden seçilen örnekler üzerinde durulacaktır. İç Ege'den Kütahya, kıyaya yakın yerleşme olarak Muğla, kıyı yerleşmesi Bodrum ve yine kıyı yerleşmesi olan Antalya bulundukları çevrenin özelliklerini en iyi yansıtan birimler olmalarından ötürü örneklemeye alınmıştır.

Kaynak: Anadolu'da Ev ve İnsan - Emlak Bankası Yayınları